24 Eylül 2007

Xoops'un son sürümü yayınlandı

Önceleri PHPnuke modaydı, şimdilerde ise, Joomla. Xoops ülkemizde pek fazla tanınmıyor. Gerçi herkese göre her birinin çeşitli güzel yanları var. Bu üç hazır portal içerisinde en güvenli olanı hiç kuşkusuz Xoops. Bu portal içerisinde hazır olarak forum modülü de gelmekte. Yani ayrıca binbir zahmetle forum kurmaya uğraşmayacaksınız. Hatta, VBulletin tarzı forum modülü bile bulunmakta. Yüzlerce tema seçeneği de mevcut. Sonunda Xoops'un son sürümü yayınlandı. Son sürümüne şuradan ulaşabilirsiniz. Soru ve sorunlarınız için ise, şurası size yeterli olur sanırım.

15 Eylül 2007

Patates çuvalı meselesi

Sandıklı ilçemiz kaplıcası ve leblebisiyle meşhurdu düne kadar. Buna son yıllarda patates de eklendi. Sandıklı patatesini artık yurtdışına bile ihraç eder oldu. Ama geçenlerde Sandıklı'da CHP'li bir milletvekilinin bir kamyondan yol ortasına düşen patates çuvalına çarpmasıyla adını iyiden iyiye yurt sathında da duyurmayı başardı. Burada sayın milletvekilinin konuyla ilgili yazısı, şurada da yerel gündeme yansıyan gazete küpürünün ekran görüntüsü var.

Afyon'da yalnız bir politikacı: Deniz Baykal

Bugün Ramazan'a has nimetlerden yararlanmak şehir merkezinde dolaşıyorduk. Birden kalabalık içerisinden Deniz Baykal karşımıza çıkmasın mı? Şaşırdık. Epey zamandır televizyonlardan haber de izlemiyoruz. Oruç kafamıza vurdu anlaşılan derken, gerçekten şehir merkezinde yalnız dolaşan bu liderin Deniz Baykal olduğunu anladık... Tanıyanlar elini sıkıyor, boynuna sarılıyor.. Ramazan 'ın birkaç gününü muhafazakar bir ilde mi geçirmek istemişti, yoksa geçerken şöyle bir uğrayıp alışveriş mi yapmak istemişti?..
Bugüne dair notumuz bu kadar.

11 Eylül 2007

Gazi Kovan


"Bismillahirrahmanirrahim.

Selamün aleyküm gayretperver ustalar. Allah'a şükürler olsun ki mendebur düşman kaçıyor. Muzaffer Türk ordusu beş gündür durup dinlenmeksizin

kâfiri kovalıyor. Güzel İzmir'e, kalplerimizdeki imânımız kadar yakınız artık. İki gün evvel Banaz'daki muharebede bataryamın çavuşlarından Seyfi, kalleş düşmanın kurşunuyla şahadete ermiştir. Cenazesini sıhhiyecilere teslim etmeden önce mintanının içinde bu kovanı buldum. Malumunuzdur ki vefat eden neferin künyesi ailesine yollanır. Lâkin beş gün önce Karahisar'ı ele geçirdiğimizde, Seyfi Çavuşun ailesinin düşman tarafından katledildiğini öğrendik. Bu kahraman Türk evladı kederini yüreğine gömüp anacığını, babacığını defnedemeden düşmanın peşine düştü. Üç gün sonra kendisi de hakkın rahmetine kavuştu. Kovandaki yazılardan anladığım üzere bu topçu neferlerin bir ailesi de sizler olmuşsunuz. Bu sebeple Seyfi Çavuşun
künyesini sizlere yolluyorum. Başınız sağ olsun. Hayır dualarınızı bizlerden,
Fatihalarınızı aziz şehitlerimizden esirgemeyiniz. Hakkın rahmeti üzerinize olsun.

Yüzbaşı Muhsin Talat. 4. Alay 2. Tabur 8. Batarya
14 Muharrem 1341 Salihli"


Devamını merak mı ediyorsunuz? Burada, buyrun.

Avusturalya'ya 1914'te yerleşen ilk Afyon'lu

İngilizler Hindistan'ı işgal ettiğinde, Hint Kralı Osmanlı'dan yardım ister. Osmanlı buraya 350 kişilik bir kuvvet gönderir. Bunların bir kısmı yolda hastalıktan vefat eder, geriye kalanı İngilizlerle savaşır.. Bunlardan kırk kadarı esir alınır, geriye kalanı şehit olmuştur. İşte bu kırk kişiden biri Afyonlu Tarakçıoğlu Mehmet'tir. Tarakçıoğlu Mehmet ve Karadenizli Menteşoğlu Abdullah kaçarlar. Bizim Mehmet mesleği olan kasaplığı, diğeri de dondurmacılığa başlar Avusturalya'da..

Birinci dünya savaşında Avustralya Çanakkale'ye asker çıkarır ve bizim iki Osmanlı askeri olayı duyarlar. Hemen buluşup durum değerlendirmesi yaparlar.

Biz Osmanlı askeriyiz ve Avustralya'da yaşıyoruz. Avusturalya devleti Osmanlı'ya savaş açmış ve bizim ülkemizi işgale gitmiş. Bundan dolayı biz de Avustralya devletine savaş açalım derler.

Alırlar kağıdı kalemi ve yazarlar:

Sayın Avustralya Başkanı Eksalans hazretleri;

Biz iki Osmanlı askeri, ülkenizde bulunuyoruz. Duyduk ki devletimiz Osmanlı'ya Avustralya devleti olarak savaş açmış ve Çanakkale'ye asker göndermişsiniz. Bundan dolayı iki Osmanlı askeri olarak biz de Avustralya devletine savaş açmış bulunmaktayız.


Bu bir Osmanlı fermanıdır. Ekselansların bilgilerine duyurulur.

Karahisar diyarından Tarakçıoğlu Mehmet,

Karadeniz diyarından Menteşeoğlu Abdullah


İki Osmanlı askeri, Sidney'in 250 km. uzağında Karlıdağlar denilen bölgede önce virajlarda tren raylarını sökerek 3 treni devirirler. Üçüncü tren kazasında askeri muhimmat bularak silahlanırlar. Aynı bölgede 8 karakol basarlar ve karakollardaki askerlerin tamamını vururlar.

Ne olduğunu bir türlü çözemeyen Avustralya devletinin sonunda iki Osmanlı askerinin yazmış olduğu mektup akıllarına gelir ve mektubun atıldığı bölgeye 250 kadar asker gönderirler.

İki Osmanlı askeri aranmaya başlanır. Bir kaç gün sonunda sıcak çatışma olur ve Osmanlı askerleri bu Karlıdağlar da şehit edilir.

İki askerin mezarı şu an da Sidney'e 250 km. uzakta Karlı Dağlar'da. Avustralyalılar iki Osmanlı askeriyle savaştık demek zorlarına gittiği için bu askerlere Hindistan asıllı diyorlar.

Oysa Hindistan'da ne Karahisar diyarı, ne de Karadeniz diyarı diye bir bölge yok.


Tarakçıoğlu'nun yakınları Tınaztepe'de yaşıyor. Soyadı Kanunu'ndan sonra Ertunç soyadını almışlar. Bu araştırmayı da tarih araştırmacısı Kurmay Albay Ahmet Akter yapmış.

09 Eylül 2007

Evet, takdir ediyoruz!

Eskişehir Milli Eğitim Müdürlüğü önemli bir işe imza attı. Bugüne kadar hep görmezlikten geldiğimiz çocuklarımızın kullandıkları okul çantası, defter ve kitaplarının üzerinde bulunan çoğunluğu İngilizce cümlelerin bulunduğu ürünlere yasak getirdi. Ve, dedi ki;

Eskişehir Milli Eğitim Müdürü Ertuğrul Dindar, öğrencilerin üzerlerinde yabancı kelime ve çizgi film karakteri resimlerinin bulunduğu önlük, yaka ve çanta kullanımını yasakladı. Dindar, Atatürk, Türk Bayrağı veya Türkçe yazılı ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. (Kaynak ve devamı)
Buna kim itiraz eder?
Hangi ülkenin çocuklarının okul çantalarında Atatürk resmi var?
Defterlerinde Türkçe bir cümle var?

Aynı duyarlılığı Afyon'da da görmek hakkımız değil mi?

04 Eylül 2007

Sesli mesaj gönder

Mynet e-mail kullanıcılarına sesli mesaj gönderme imkanı sunduğunu okuduğumda doğrusu şaşırdım. Bu tür hizmetleri yabancıların vermesine alışmıştık. İlk defa bir Türk şirketi böyle bir hizmet sunuyor. Buna benzer bir uygulama skype'de vardı. Mynet'in bu hizmetini kullanmak için de ayrıca bir program indirip kurmaya gerek yokmuş.
Bundan sonra yazılı metin yerine sesimizi karşı tarafa göndereceğiz anlaşılan.

03 Eylül 2007

2001 yılı Afyon'undan görüntüler

video
2001 yılına ait ilimiz tan��tım videosu

Afyonkarahisar'a ne yapsak tanıtsak diye düşünerek, emek sarfedilerek hazırlanmış bir video. 2001 yılı İl Yıllığı'nda yer alan ilimizi tanıtan videoyu sitemize ekledim. Afyon'umuzu her yönüyle tanıtan yarım saatlik bu videoya emeği geçenleri kutluyorum.

02 Eylül 2007

Eyüp'te bir mekan

İstanbul'daki yakınlarımızı ziyarete gittiğimiz zaman bize, "Yarın Ortaköy'de kumpir yiyelim mi?", "Beşiktaş'ta iyi bir köfteci var, ne dersiniz?..", "Boğaz turuna çıkalım mı?" derlerdi. Bizse buraları yıllar öncesinden gitmiş, denemiş, görmüşüzdür. Bizi en çok çeken mekanlarsa kendi keşfettiklerimizdi. Örneğin, Beyoğlu'da, İstiklal Caddesi'de uzun yürüyüşler sonrasında Aslıhan Pasajı'da çay içmek, Sultanahmet'teki Derviş Çay Bahçesi'nde çay ve simit...
Bu sene gittiğimiz İstanbul'da Eyüp'te bir mekan keşfettik. Eyüp Camisi'nin hemen arkasında, Eyüp Belediyesi Cafer Paşa Medresesi Kültür Merkezi... Kuytu, kendi halinde, sessiz bir mekan... Sorduk, öğrendik.. Buranın kahvesi meşhurmuş. Her gelen kahve içiyordu. Ben çayı, eşim kahveyi tercih etti. Hakikaten burası hoşumuza gitti.
Burada isterseniz Tezhip, Ebru ve Osmanlıca dersleri alabilirsiniz. Sessiz bir köşede kitabınızı okuyabilirsiniz. Eyüp Belediyesi burayı halka açarak güzel bir hizmet yapmış. Bir hafta sonu burayı arkadaşlarınızla beraber şenlendirin derim.
Aşağıda benim emektar fotoğraf makinasıyla çektiğim kısa bir video var.

video

Amerika 1 km

Google Adsense sayesinde Türk internet siteleri de reklam almaya başladı. Siteniz adı olsa da olmasa da Adsense size reklamını veriyor. Çeşitli internet sitelerinden de öğrendiğimize göre, Adsense bu konuda Türkiye'ye karşı cimri olsa bile, dürüst internet sitesi webmasterlarına gününde parasını ödüyormuş. Adsense sayesinde artık internet sitelerimiz aynı yerli televizyonlar gibi oldu. Her yazının arasında reklam, kenarlarda reklam. Hayır, bütün bunlara kızdığım filan yok, yanlış anlamayın. Adsense sayesinde internet sitelerimiz şekli şemali bozulmadan reklam elde etmiş oldu. Daha öncesini düşünelim: Benim en çok bozulduğum, internetin başına oturur oturmaz Mynet'ten ücretsiz web alanı alıp, ilk işi "Bu alana reklam verebilirsiniz" yazısı ekleyenler.. Ya da resim şeklinde 460x60 'Buraya reklam verin' yazılarıydı. Hiç olmazsa şimdi Adsense'yle internet sitelerindeki reklamlarda güzel linkler bulmak mümkün oluyor. Biz belki yeni farkına varıyoruz ama Google, Adsense sayesinde sitelerimize de şekil veriyor.

Google
 

İletişim

İsminiz :
Mail :
Konu :
Mesajınız :
Image (case-sensitive):