31 Ağustos 2008

"Perşembe Pazarı"

Bugün minübüsle eve dönerken, Yeşil Yol tarafına giden boyunlarına üçgen şeklinde muska takmış at üzerinde üç genci görünce "İşte" dedim, "fotoğraf hayattır". Çantama davrandım ama çoktan gitmişlerdi. Az gittik, uz gittik kırmızı ışıkta minübüs durunca baktım bizim de bahtımıza bir at arabası çıktı, onu fotoğrafladık.


Aslında sözü döndürüp dolaştırıp şuraya getirmek istiyorum. Hangi arkadaşımın gönderdiğini hatırlamıyorum ama taracımda sık kullanılanlara eklemişim. Nedense buraya eklenenler bir süre sonra unutulur gider, bilgisayar çöker filan diye düşünerek buradaki linklere baktım. Belgesel seyretmeyi seven biri olarak ilgimi çeker düşüncesiyle bu link gönderilmiş galiba. Ama hangi arkadaş gönderdi hâlâ hatırlamaya çalışıyorum.

Fotoröportaj çalışması bu. Bana ilginç geldi. Sesle fotoğrafı birleştirmişler, ortaya mükemmel bir çalışma çıkmış. Seyret seyret doyamıyor insan.

Paylaşalım efendim!

28 Ağustos 2008

Dizüstü bilgisayar almadan önce...

Okulların açılmasına az bir süre kaldı. Bilgisayar firmalarının kampanyaları bugünlerde başlar.

Kullanıcıların son dönemdeki eğilimleri evlerdeki masüstü bilgisayarlardan kurtulmak. Masaüstü bilgisayarlar artık ofislerde bile kullanılmıyor. (Bu nedenle fiyatları bir hayli düşecek, çünkü satış yok!)

Masaüstü bilgisayarlarır evlerde epeyce yer kaplaması kurtulmak için en büyük neden. İkincisi ise arızalandığında servise götür-getir problemi...

Yukardaki sebeblerden insanlar dizüstü bilgisayarlara daha çok yöneldi. Taşıması kolay ve hafif. Evde istediğiniz bir odadan kablosuz modem yardımıyla internete girebilirsiniz. Üstelik fiyatları da eskiye oranla epeyce düştü.

Kampanyalar başladığında da hemen bilgisayar almayın. Firmalar birbirine yakın model ve fiyat seçenekleri sunuyor. Muhtemelen kafanız karışacak. Zaten onlarında istediği bu. Size en uygununu bulmak için mutlaka sakin bir gününüzde fiyatları kontrol edin. Teslim tarihi, hediyesi, garanti süresi, işlemci tipi... gibi seçeneklere dikkat etmelisiniz. Ne hikmetse KDV dahil değildir ve fiyatlar size cazip gelebilir.

Bizce fiyatlar daha da düşmeli. Firmalar daha insaflı kampanyalar üretmeli. "Daha çok kazanayım" kampanyasından çok "Daha çok satayım" kampanyaları daha ideal gibi gözüküyor.

Evet, biraz daha bekleyelim ve fiyatları görelim bakalım.

"Su"dan konular

Dışardan bakarsanız kaplıca diyarı olduğu için nereyi kazsanız su çıkar zanneder insan Afyonkarahisar'da. Bugün çocuklar "Su kesilecekmiş galiba" deyince pek inanasım gelmedi.

Çocukluğumuzda büyüklerimiz çeşmeye yönelince "Yavaş aç üstün ıslanmasın" dediklerini hatırlıyorum. Bu suyun kuvvetli aktığı anlamına geliyordu. Bugünse biz çocuklarımıza, "Su boşa akmasın çeşmeyi kapatın" diyoruz.

Nüfus çoğalmış, her tarafa evler yapılmış ve neredeyse her evin önünde bir arabanın bulunduğu bir şehir hâline gelmiş. Yeşillikten yoksun, şehirleşmenin olmadığı bir büyük köy olmuş. Gerçekleri saklamanın bir anlamı yok. Hepimizin bununla yüzleşmesi gerekiyor.

Geçen hafta İstanbul'a giderken otobüsle Kütahya'dan geçiyorduk. Sakin, kendi hâlinde, pırıl pırıl bir şehir. Kıskandım doğrusu.

Sadece şehri "şehir" yapmak yetmiyor. İnsanları da şehirlileştirmek gerekiyor. Üniversite'nin olması, kafelerin ağzına kadar dolması, büyük markaların "Afyon'un dışında şube açmaları" bu işe yetmiyor. Neon ışıklı, beş yıldızlı otellerin olması da bu işe yeterli değil. Yemek yerken gözünüzün içine bakan, kapıda, "Buyur bilader" diyen elemanlarla bu iş nereye kadar sürer düşünmek gerek.

Bugün Fuar'ı gezerken daha iyi anladım ki biz, büyük bir köyde yaşıyoruz aslında. Fuar boyunca sonuna kadar açılmış müzik, standların arkasında öylesine elektrik kabloları yerlerde.. Yürürken yanınızdakinin konuşmasını bile duyamıyorsunuz müzik yayınlarından..

video

Susuz Afyon. Sadece susuz değil galiba "âkil adamlar" yönünden de fakiriz. Bize akıl verecek, geleceği görebilen insanlarımız da yok... İşsizlik çığ gibi büyüyor. Sokaklara bakarsanız aylak aylak dolaşan, motosikletiyle ne yaptığını bilmeden caddeleri turlayan gençlerle dolu... Yarın bunların çeteleşmeleri ihtimal dahilinde.

Birileri bize yardım etse iyi olur. Yarın yağmur yağar, yeraltı kaynakları gene suyla dolar, çeşmemiz akar. Ama gençlerimizi kaybedersek... O zaman vay halimize!

27 Ağustos 2008

Hür düşünceden yana

NTV'de Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül'le canlı olarak yayınlanan röportaj yayınlanıyor şimdi. Seyrederken dayanamadım artık interneti açarak hem yazıyorum hem bu "özel röportajı" seyretmeye devam ediyorum.

Sayın Abdullah Gül, Dışişleri Bakanıyken yanlış hatılamıyorsam internethaber.com sitesi sahibi Hadi Özışık yazmıştı, Sayın Gül'ün internet merakını, hattâ o yazıda oğullarının forum sitesinden bahsetmişti. Pek kimsenin dikkatini çekmeyen bir ayrıntıyı hepimiz öğrenmiş olduk. Sayın Abdullah Gül bilgisayar kullanıyor, internet sitelerini ziyaret ediyordu. Sonra kişisel sitesi olan abdullahgul.gen.tr sitesini öğrendik. Şimdi kapalı olan sitede Gül'ün konuşmaları, biyografisi, video görüntüleri.

Kendisi hakkında ne varsa bu sitede vardı. Elbette Türk internet kullanıcıları için bu önemli olmalı. Dışişleri Bakanlığı yapan bir insanın makalelerini okuyabiliyor, fotoğraflarına bakabiliyor ve ziyaretçi defterine düşüncelerinizi yazabiliyorsunuz. Diğer siyasetçilerin internet sitemlerinde aynı şeyleri görmek mümkün değildi.

Sayın Gül Cumhurbaşkanı olduktan sonra "Köşk"ün internet sitesini değiştirdi. Bugüne kadar yasaklı olan bir videoyu oraya koydurttu.

Karşımızda internet dostu bir Cumhurbaşkanı var, karşımızda hür düşünceye inanan bir Cumhurbaşkanı var.

Bugünkü NTV'de yayınlanan röportajdan bir vatandaş olarak şunları çıkardım:

Cumhurbaşkanı hür düşünceden yana,

Cumhurbaşkanı enerjimizi boşa harcamayalım, gereksiz tartışmalar bize zaman kaybettiriyor, dedi.

Karşımızda sıkıcı, soğuk biri yok. Gülümseyen, merhametli ve kendinden emin biri var.

Ben de buradan Sayın Cumhurbaşkanımızın Anadolu'da beğenildiğini, takdir edildiğini ve güvenildiğini söyleyebilirim.

25 Ağustos 2008

Hoşgeldin GNU/Linux

Bugün ben de Ubuntu mail grubuna düşen bir maille uyandım. Bugün 25 Ağustos 1991 tarihinde Finlandiyalı muhteşem insan Linus Torvalds ilk defa Linux'la ilgili bilgiler verdiği günmüş, hoşgeldin GNU/Linux, ömrün uzun olur inşallah diyelim. Aradan 17 yıl geçmiş, milyonlarca insan Linux kullanıyor.

Benim dikkatimi çekense blog yazarlarının büyük çoğunluğunun tercihi Linux. "Marka" olarak da 'Ubuntu'. Dün flickr sitesinde yabancı blog yazarlarının fotoğraflarına bakarken de bunu farkettim. Hepsinin masasında bir dizüstü bilgisayar ve tabii ki Ubuntu.

Şu penguenin yaptığına bakın çıktığı günden itibaren insanların hayatını değiştirmiş.

20 Ağustos 2008

Usein mi, Hüseyin mi?

CNNTürk

Ben de tam olarak bilmiyorum sabebi nedir ama iki internet sitesinde farklı farklı yazılmış, Pekin Olimpiyatları'nın Jamaikalı sporcusunun adı. Bugün gazetesi internet sitesi Hüseyin yazarken, CNNTürk'ün internet sitesi Usein olarak yazmış.

Bugün

Bu, her ikisinin farklı bakış açılarından mı kaynaklanıyor acaba? Ne dersiniz?

16 Ağustos 2008

Muhafazakâr Afyon

Kurtuluş Caddesi'nde kaldırımda bir Velî mezarı

Dün caddenin karşısına geçmeye çalışırken önümden geçen motosiklet dikkatimi çekmişti. Başörtülü bir bayan arkasına bindiği motosiklette sevgilisi yahut eşinin başını zorla çevirerek öpmeye çalışıyordu. Plakasına baktım 07!

Dün Gedik Ahmet Paşa Camisi'nin avlusundan geçeyim dedim, iki sakallı genç ellerinde bir dergi bana da uzattılar, bedavadır dedim aldım, "6 YTL, hizmet için yapıyoruz abi" dediler, geri verdim. Ülkemizde İncil bedava dağıtılıyor. Ne hizmeti bu 6 YTL'ye? Anlamak güç.

Geçen hafta İstanbul'daydım. Taksim'de turluyoruz. Bir genç kız yolumuzu kesti küçük boy bir dergi uzattı. "Engelliler için çalışıyoruz abi, 3 YTL". Geri verdim, yoluma devam ettim.

Dilenciler Afyon'a...

Sizin de buna benzer şeyler başınıza mutlaka gelmiştir. Özellikle Afyon'un dışarıdan muhafazakâr bilinmesi ne kadar hizmet ehli(!) insan varsa ilimize doluşmasına sebep olmuş. Dilenciler de cabası. Geçenlerde de dilencilerin toplanma ve dağılma makânlarını keşfettim. Burası da Gedik Ahmet Paşa'nın arkasındaki meşhur çeşmenin arkası. Arabalarıyla gelen dilenciler burada toplanıyor. Bir süre sonra oradaki çeşmeden rahatlıkla su doldurmak ve içmek mümkün olmayacak gibi.

Tamam muhafazakârız ama bunu siyasete ve ticarete âlet etmeyin!

Muhafazakar Afyon'da işler bu şekilde yürüyor galiba. Geçenlerde alış veriş yaptığım bir yerde işyeri sahibi Kur'an-ı Kerîm okuyordu. Aldığım ürünün kenarı bükük/çizik idi. Teslim almadım. Söylemeye gittiğimde de adam gene Kur'an okuyordu. Kalktı, geldi. Birde adamdan fırça yedik.

Belki hergün yanından geçiyorsunuz farkında değilsiniz, Kurtuluş Caddesi'nde bir Velî mezarı.

Bir bankanın müdürünün odasında hat sanatına ait güzel örnekler asılı olduğunu gördüğümde şaşırmıştım. Bir doktorun muayenehanesinde bekleme odasındaki gazetelerin özenle dindar bilinen gazetelerden oluştuğunu görürseniz, doktorun dindar bir insan olduğu aklınıza sakın gelmesin. Bu gazeteler siz okuyasınız diye oraya konmuştur. Vitrin meselesi yani.

Galiba muhafazakârlıkla da bir sorunumuz var. Ya da birileri bizi öyle görüyor ona göre davranıyor.

Berat Kandiliniz mübarek olsun!

15 Ağustos 2008

Üst geçitleri kullanalım

Plânsız şehirleşme beraberinde epeyce yukarıdaki gibi demir yığınlarını yanında getiriyor. Ancak, vatandaşın ısrarla istediği bu üst geçitleri sebeb-i hikmeti nedir bilinmez kendisi de kullanmıyor.

Üst geçitleri Belediye daha bakımlı hâle getirdi, Afyonkarahisarspor rengine de boyadı. Ama kullanan gene yok. Mahallede, caddede bir kaza olduğunda yollara dökülüp üst geçit isteyenler nedense varolan üst geçitleri sanırım kullanmıyor.

Belki de trafik kazalarının en çok olduğu illerin başında geliyoruz. (Adnan Menderes Bulvarı âdetâ motosiklet hız pisti gibi). Vatandaş olarak üst geçitleri kullanalım.

Google
 

İletişim

İsminiz :
Mail :
Konu :
Mesajınız :
Image (case-sensitive):