afyon etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
afyon etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

28 Ağustos 2008

"Su"dan konular

Dışardan bakarsanız kaplıca diyarı olduğu için nereyi kazsanız su çıkar zanneder insan Afyonkarahisar'da. Bugün çocuklar "Su kesilecekmiş galiba" deyince pek inanasım gelmedi.

Çocukluğumuzda büyüklerimiz çeşmeye yönelince "Yavaş aç üstün ıslanmasın" dediklerini hatırlıyorum. Bu suyun kuvvetli aktığı anlamına geliyordu. Bugünse biz çocuklarımıza, "Su boşa akmasın çeşmeyi kapatın" diyoruz.

Nüfus çoğalmış, her tarafa evler yapılmış ve neredeyse her evin önünde bir arabanın bulunduğu bir şehir hâline gelmiş. Yeşillikten yoksun, şehirleşmenin olmadığı bir büyük köy olmuş. Gerçekleri saklamanın bir anlamı yok. Hepimizin bununla yüzleşmesi gerekiyor.

Geçen hafta İstanbul'a giderken otobüsle Kütahya'dan geçiyorduk. Sakin, kendi hâlinde, pırıl pırıl bir şehir. Kıskandım doğrusu.

Sadece şehri "şehir" yapmak yetmiyor. İnsanları da şehirlileştirmek gerekiyor. Üniversite'nin olması, kafelerin ağzına kadar dolması, büyük markaların "Afyon'un dışında şube açmaları" bu işe yetmiyor. Neon ışıklı, beş yıldızlı otellerin olması da bu işe yeterli değil. Yemek yerken gözünüzün içine bakan, kapıda, "Buyur bilader" diyen elemanlarla bu iş nereye kadar sürer düşünmek gerek.

Bugün Fuar'ı gezerken daha iyi anladım ki biz, büyük bir köyde yaşıyoruz aslında. Fuar boyunca sonuna kadar açılmış müzik, standların arkasında öylesine elektrik kabloları yerlerde.. Yürürken yanınızdakinin konuşmasını bile duyamıyorsunuz müzik yayınlarından..

video

Susuz Afyon. Sadece susuz değil galiba "âkil adamlar" yönünden de fakiriz. Bize akıl verecek, geleceği görebilen insanlarımız da yok... İşsizlik çığ gibi büyüyor. Sokaklara bakarsanız aylak aylak dolaşan, motosikletiyle ne yaptığını bilmeden caddeleri turlayan gençlerle dolu... Yarın bunların çeteleşmeleri ihtimal dahilinde.

Birileri bize yardım etse iyi olur. Yarın yağmur yağar, yeraltı kaynakları gene suyla dolar, çeşmemiz akar. Ama gençlerimizi kaybedersek... O zaman vay halimize!

16 Ağustos 2008

Muhafazakâr Afyon

Kurtuluş Caddesi'nde kaldırımda bir Velî mezarı

Dün caddenin karşısına geçmeye çalışırken önümden geçen motosiklet dikkatimi çekmişti. Başörtülü bir bayan arkasına bindiği motosiklette sevgilisi yahut eşinin başını zorla çevirerek öpmeye çalışıyordu. Plakasına baktım 07!

Dün Gedik Ahmet Paşa Camisi'nin avlusundan geçeyim dedim, iki sakallı genç ellerinde bir dergi bana da uzattılar, bedavadır dedim aldım, "6 YTL, hizmet için yapıyoruz abi" dediler, geri verdim. Ülkemizde İncil bedava dağıtılıyor. Ne hizmeti bu 6 YTL'ye? Anlamak güç.

Geçen hafta İstanbul'daydım. Taksim'de turluyoruz. Bir genç kız yolumuzu kesti küçük boy bir dergi uzattı. "Engelliler için çalışıyoruz abi, 3 YTL". Geri verdim, yoluma devam ettim.

Dilenciler Afyon'a...

Sizin de buna benzer şeyler başınıza mutlaka gelmiştir. Özellikle Afyon'un dışarıdan muhafazakâr bilinmesi ne kadar hizmet ehli(!) insan varsa ilimize doluşmasına sebep olmuş. Dilenciler de cabası. Geçenlerde de dilencilerin toplanma ve dağılma makânlarını keşfettim. Burası da Gedik Ahmet Paşa'nın arkasındaki meşhur çeşmenin arkası. Arabalarıyla gelen dilenciler burada toplanıyor. Bir süre sonra oradaki çeşmeden rahatlıkla su doldurmak ve içmek mümkün olmayacak gibi.

Tamam muhafazakârız ama bunu siyasete ve ticarete âlet etmeyin!

Muhafazakar Afyon'da işler bu şekilde yürüyor galiba. Geçenlerde alış veriş yaptığım bir yerde işyeri sahibi Kur'an-ı Kerîm okuyordu. Aldığım ürünün kenarı bükük/çizik idi. Teslim almadım. Söylemeye gittiğimde de adam gene Kur'an okuyordu. Kalktı, geldi. Birde adamdan fırça yedik.

Belki hergün yanından geçiyorsunuz farkında değilsiniz, Kurtuluş Caddesi'nde bir Velî mezarı.

Bir bankanın müdürünün odasında hat sanatına ait güzel örnekler asılı olduğunu gördüğümde şaşırmıştım. Bir doktorun muayenehanesinde bekleme odasındaki gazetelerin özenle dindar bilinen gazetelerden oluştuğunu görürseniz, doktorun dindar bir insan olduğu aklınıza sakın gelmesin. Bu gazeteler siz okuyasınız diye oraya konmuştur. Vitrin meselesi yani.

Galiba muhafazakârlıkla da bir sorunumuz var. Ya da birileri bizi öyle görüyor ona göre davranıyor.

Berat Kandiliniz mübarek olsun!

15 Ağustos 2008

Üst geçitleri kullanalım

Plânsız şehirleşme beraberinde epeyce yukarıdaki gibi demir yığınlarını yanında getiriyor. Ancak, vatandaşın ısrarla istediği bu üst geçitleri sebeb-i hikmeti nedir bilinmez kendisi de kullanmıyor.

Üst geçitleri Belediye daha bakımlı hâle getirdi, Afyonkarahisarspor rengine de boyadı. Ama kullanan gene yok. Mahallede, caddede bir kaza olduğunda yollara dökülüp üst geçit isteyenler nedense varolan üst geçitleri sanırım kullanmıyor.

Belki de trafik kazalarının en çok olduğu illerin başında geliyoruz. (Adnan Menderes Bulvarı âdetâ motosiklet hız pisti gibi). Vatandaş olarak üst geçitleri kullanalım.

22 Temmuz 2008

Rekabet iyidir

Bir süre önce yeni minibüslerin faaliyete geçmesiyle rekabet arttı, rekabetle beraber de minibüs fiyatlarında gerileme oldu. Bu, öğrenci ve vatandaşlara yaradı.


Yeni minibüslerin faaliyete geçtiği gün denemek amacıyla birine binmek nasip oldu. Yeni minibüsler temiz ve ferah... Umarız böyle devam eder.

Ancak, her rekabetin bir sonu vardır elbette. Hani derler ya, acısı sonra çıkar diye. İnşallah vatandaş bu işten zararlı çıkmaz. Rekabet, sadece fiyatları indirmekle olmaz sanırım. Müşteriye iyi davranmak, vatandaş minibüse daha binmeden yürümemek, fazla yolcu almamak... Siz daha da çoğaltabilirsiniz.

Bir örnek verelim. Ankara'da yanlışlıkla bindiğimiz bir minibüs şöförü, hem paramızı geri vermişti, hem de bizi o yöne gidecek minibüse bedava aktarmıştı. Benzeri bir olay da İstanbul'da başımıza gelmişti.

Ne demek istediğimizi anlamışsınızdır diye tahmin ediyorum.

19 Haziran 2008

Duvar yazıları


Tarihî eserleri korumakta üstümüze yok. Herşeyi devletten bekleme huyumuz yok mu?.. Yukarıdaki tarihî çeşme Çavuşbaş Mahalesi'nde. Bugüne kadar ayakta kalabilmiş kaç yağmur, fırtına, sel ve muhtemelen deprem atlatmış bugüne kadar gelmiş. Şimdi bir iki haylaz çocuğun içini döktüğü bir yer âdetâ.

13 Haziran 2008

Karne Sevinci

video
Bugün öğrenciler karnelerini alıp yaz tatiline başlayacaklar. Hüzünlü ve sevinçli anlar yaşanacak ve bunlar çocukların zihinlerinde okul hâtıraları olarak kalacak.

Çocukların bu sevincine biz de ortak olalım istedik. Daha önce ilimize gelen bir sirk grubunun gösterilerinden kısa görüntülerin üçünü bugün blogumuza ekledik. Sirke ait bu kısa görüntüleri blogumuzun bir ziyaretçisi bize göndermiş. Kendisine teşekkür ediyoruz.

Diğer görüntüleri yarın eklemeye devam edeceğiz.

video


video

18 Mayıs 2008

Millet Hamamı

Küçük Cehennem

Küçük Cehennem

Aslında geçen hafta yazacaktım. Fırsat olmadı ve bu haftaya sarktı Millet Hamamı.
Çavuşbaş Mahallesi'ndeki Millet Hamamı 1987 yılına kadar aslî görevini sürdürmüş. Daha sonra bir dizi restorasyon sonrası Afyon'da yapılan bazı etkinliklere ev sahipliği yapar olmuş. Biz içerisini gezerken hâlâ rutubet kokusunu geliyordu burnumuza.

Şimdilerde festivallere ve genelde bayanlara yönelik kurslar yapılıyor burada. Bir görevli var, gittiğinizde size yardımcı oluyor. Diksiyon kursundan, mozaik kursuna kadar epeyce faaliyet var.

P1020261
Mozaik kursu

05 Mayıs 2008

Çalışıyoruz efendim!

Bugün Pazar!

Bugün Pazar diye burası kapalı değil. Biz Cumartesi ve Pazar günleri de açığız.

Bekleriz!

29 Nisan 2008

Gökkuşağı


Bugün akşama doğru yağan yağmur sonrası oluşan gökkuşağını fotoğrafladık. Gökkuşağının renkleri; kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, turkuaz, mavi ve mordur.

Nisan'a yakışan bir şekilde yağan yağmur ve sonrasında oluşan bir gökkuşağı...

21 Nisan 2008

İki fotoğrafın anlattıları


Çarpık kentleşme falan filan bırakalım bir kenara şunu kabul edelim ki köyleşiyoruz artık. Hâlâ cadde kenarında kaymak satmak için uğraşanlar var. Bunlar için halbuki yer de yapılmıştı.

Sorun hem 'şehirleşme' hem de 'şehirlileşme'..

Birkaç gün öncesi maganda kurşunuyla bir vatandaşımız daha öldü.

Gittikçe gelir dağılımındaki adaletsizlik büyüyor. İşsizlik derseniz daha da vahim. Gençler, bırakın kahvehaneleri artık sürüler halinde mahalle aralarında dolaşıyor.

Önlem alınmazsa, bu gençleri oyalayacak mekânlar olmazsa, sorun olarak karşımıza daha vahim olaylarla çıkacaklardır mutlaka. Çevre mahallelerin duvar yazılarını okuyun.


Arada bir mahalle, sokak demeden sessiz sedasız gezmek gerekiyor. Ama Yeşil Yol'da değil, Ordu Caddesi'nde değil.. Eşrefpaşa, Fatih, Çavuşbaş taraflarını...

Birkaç ay öncesine ait iki fotoğrafı da ekliyorum. Türkiye'nin en çabuk köyleşen şehri olmak için hızla ilerliyoruz.

12 Nisan 2008

Bugünün fotoğrafları


Afyon bugün cıvıl cıvıldı. Havanın güzel olması insanların sokağa dökmüştü sanki.

Bugün iki şey dikkatimi çekti. Ambaryolu'nda yeni açılan giyim mağazasının açılışında palyaçoların gösterisi vardı, Yeşilyol'un girişinde açılan bir köftecinin açılışında da palyaçolar vardı. Giyim mağazasının açılışında yabancı müzik, köftecinin açılışında Kur'an-ı Kerim okunuyordu.

Evet, burası Afyon!


Biz de konuyla hiçbir alakası olmayan bugün çekilmiş iki taze fotoğrafı blogumuza ekleyelim.

05 Nisan 2008

Pazar ola, file dola...


On gündür pazarcı esnafının pazar yerinin yerinin değiştirilmesine tepkisi sonucu, pazar kurulamıyordu. Sanırım bu durum kısmi de olsa sonuçlandı.

Artık semt pazarları kuruluyor. Büyük pazar yeri fuar alanına taşındı. Fuar alanındaki durum nasıl bilmiyorum. Orası bir hayli uzak, o yüzden gitmedim.

Bugün çarşıyı dolaşırken marketlerin manavlara dönüştüğünü gördüm. Pazar yerinin uzaklığı onlara yaramış gibiydi. Hatta, Sandıklı'dan sebze ve meyva getirdiklerini duydum. Afyon, son on gündür belki de Türkiye'nin en pahalı sebze ve meyvalarını satın almak zorunda kaldı.


Bu kime yaradı belli değil. Antalya'ya yakın şehirlerden biriyiz, yol kavşağındayız v.s diye övünürüz. Ama birbirimizle bir türlü anlaşamayız.

Bakalım sonuç ne olacak. Kaybedenin Afyonkarahisar olduğunu unutmayalım.

02 Nisan 2008

Baba beni dershaneye gönder


Kızım, ilköğretim 5. sınıfa gidiyor. Bunun anlamı şu: Artık dershaneye gitme vakti geldi, hattâ geçiyor bile. Afyon'da ise dershane sayısında bir artış var. Hattâ, daha da açılsa yeridir. Ders kitapları yerine örnek testler çocuklara verilse çok daha iyi olur. Hattâ ve hattâ, okulları kapatıp çocukları dershaneye gönderelim.

Kızım kitaplığımızdan yukarıdaki fotoğrafı çekmiş. Farkında olmadan bizim yüzlerce kelimeyle anlatamadığımızı o tek bir fotoğrafla anlatmış. Önde oyuncaklar, arkada ise test kitapları.

Evimizdeki kitaplığın bir kısmını test kitaplarına ayırdık. Masal ve hikaye kitabından çok burada test kitapları var.

Çevremden duyuyorum, günde 100 soru çözmeyen çocuğu çocuktan saymıyorlar artık.


Sonra da bilgisayarın karşısına geçmiş bir de kendi fotoğrafını çekmiş.

24 Şubat 2008

Afyon'da esnaf ahlakı

Uzun uzadıya esnaf ahlakından bahsedecek değilim. Yani, ahilik, falan... Bunları kimse okumaz, öyle tahmin ediyorum.

Yıllar öncesi, Afyon'da yeni yeni marketlerin açıldığı bir dönemde, bir ara sokakta Sarıdere adındaki bir markete girmiştim, ikinci kattaki reyonlara bakarken, ansızın raflar üzerime devrildi. Aradaki çuvallar olmasa kafam ya da belim darbe alacaktı. Ben, toz toprak olan üzerimi temizlerken baktım iki kişi kahkahalarla gülüyor. Bunlar orada çalışan biri kız, diğeri erkek tezgahtarlardı.

Şaka yapmak için herhalde elalemin marketinde rafları devirecek değilim. Zaten o derecede şakacı biri de değilim. Şaşırdım. Bir daha o markete uğramadım. Kendi çalışanına sahip çıkmayan, onu eğitemeyen bir yerin pabucunu dama atmak bence müşteriye düşer.

Gene aynı yıllardı, yani yıllar yıllar önce, internet ve bilgisayar merakı yüzünden hiç tanımadığımız Afyon'da tabelasına bakarak, ta Bilge Bilgisayar'a kadar ulaşmışız. Kapının zilini çalarak içeri girdik. Bilgisayarlar o dönemlerde ateş pahası. İkinci el bir bilgisayar var mı diye sorduk. Varmış, bir avukat ablamızın Pentium 2'si var, yarın gelin, dendi. Gittik, abla satmaktan vazgeçmiş, öyle dendi. Elimizde 486 mı nedir, birşey söylendi. Biz bilgisayardan anlamadğımızı, bununla internete girip giremeyeceğimizi sorduk. Girersiniz, dendi. Önümüze üzeri bir hayli tozlanmış halde bir bilgisayar kondu. Ben zannediyorum ki birisi eline bezi alacak, onu silecek. Ne gezer!.. Yeni nesil satış herhalde bu olsa gerek diye düşündük. Bunu evde kuracak mısınız diye, sorduk, bilgisayarla yeni tanıştığımız söyledik. Bunun servise tabi olduğunu söylediler. Geçmiş gün bir hayli uçuk bir rakam. Dayanamayıp, pahalı değil mi deyince, sahiplerinden biri kalkıp camlı çerçeveli servis ücretini gösteren bir tabelayı gözüme soktu.Baktım, hepsi dolar hesabı.. Bizdeki bilgisayar aşkı gözümüzü kör etmiş ki, bunu da sineye çektik. Servisle(!) beraber evin yolunu tuttuk. Servis hizmeti ne diye soracaksınız, fişi prize takıp çalıştırmaktan ibaret.. Şimdiki parayla 20 YTL.

Peki bu bilgisayarla o yıllarda internete girebildiniz mi, diye soracaksınız. Evet, girebildik. O yıllarda meşhur Exir vardı, kontürlü internet. Bilgisayarda İnternet Exlorer 3.0 sanırım yüklü idi. Herhangi bir siteye girdiğiniz zaman, site yükleninceye kadar ekran pır pır eder, dururdu. Eş, dost, hısım akraba, bilen bilmeyen, İnternet Exlorer 5.0 buna yükletmelisin, dedi. Gene tabelaya bakarak, Gedik Ahmet Paşa Camisi karşısında bir bilgisayar servisi vardı sanırım, kucakladım, oraya götürdüm. Heyecanlıyım, internete girmek bilgi dağarcımı herkesten önce zenginleştirmek (!) istiyorum ya, acele ediyorum. Sanırım bir 4-5 saatlik süre sonunda bizim İnternet Exlorer 5.0 yüklenmişti.

Baktım, bir kağıda birşeyler yazıp duruyorlar, borcumuz nedir, diye sorduk, yazılan kağıdı gösterdiler. Sanırım 12-13 YTL idi, bugüne uyarlarsak. Aklım başımdan gitti, çok değil mi? diye sorduk, az önce yazılan kağıdı gösterdiler. Temizlik, bakım, v.s.. Ben böyle birşey istemediğimi, söyledim, aklımda yanlış kalmadıysa, 7,5 YTL'ye -gene günümüz parasına uyarlarsak- düşürdüler.

Bilgisayarı atmakla, satmak arasında kaldım. Eve götürüp kurduk gene de, bir gün sonra olsa gerek bilgisayar çöktü. Bir köşeye attık. Bu kullanamadığımız bilgisayara yıllar yıllar önce, hanımın bileziklerini de satarak, hatta az da borçlanarak sahip olduğumuzu söylesek, inanır mısınız?

Yıllar yılar önce, ben diyeyim, 7, siz deyin 8 yıl önce oldu bu iki olay.
Yukarıda anlattığım iki olay yıllar öncesine dayanan biri yaşlı, diğeri genç iki esnafın müşteri tarafından görünen tarafları..

Değişen bir şey var mı?
Evet, bunu ben de merak etmiyor değildim. Ocak ayında evdeki buzdolabı bozuluncaya kadar.
Gene tabelasına bakarak girdiğimiz Saraçlar Caddesi'ndeki Güvenal Ticaret'ten buzdolabı almak nasip oldu. Doğrusu içeri girip karşımda yaşlı bir amca beni karşılayınca, biraz ayağım geri geri gitmedi değil. Üstelik yazıhanesi var, üstelik iş yeri güneş görmüyor, üstelik ara yolda... Bütün bu özellikler doğruyu söylemek gerekirse beni korkutur.

Aldık buzdolabını, o gün getirebileceklerini söylediler. Getirdileler de. Baktıp, servis arabası içerisinde yana yatmış çıplak bir buzdolabı. Neredeyse 2500 YTL sayılan buzdolabının bir ambalajı bile yok. Buzdolabına bakınca, kapısında da halk tabiriyle küçük bir bere var. Teslim almadım tabii. Ertesi gün gittiğimde, ambalajsız olduğu için teslim almadığımı, buzdolabını ambalajlı olarak göndermelerini istedim. Vay, sen misin, böyle diyen. Daha nasıl göndereceklermiş, allayıp pullayıp mı gönderceklermiş.. Allah, Allah.. Yurdumuzun pek çok yerini gezdim, oralardan da alış veriş yaptım, hiç böyle birşeyle karşılaşmadım.
Sonra.. Beko'ya maille ulaştık, durumu anlattık. Sonunda ambalajlı buzdolabına kavuşmuştuk kavuşmasına ya, kampanyası olan televizyon için ise, bir hafta içinde gelir denmişti. Geldi mi peki? Evet, bir ay içerisinde televizyonumuzu da teslim aldık.
Bu da beyaz eşya cephesinde müşteri tarafından görülen kısmı..
8 yıldır Afyon'dayım. Çok arkadaşım esnafımızdan şikayet eden sözlerini işittim. Hep bunlara ben, size öyle gelmiştir, öyle demek istememiştir, olabilir adam niye bozuk malı sana versin, demiştim. Şimdi demiyorum, susuyorum.

Tabii, elbette çok değerli esnaflarımız da var. Allah, hepimizi böyle esnaflarla karşılaştırsın.
Doğrusu, alışveriş yaparken mümkün olduğunca ben büyük marketleri tercih ediyorum artık. Örneğin, Tansaş, örneğin Özdilek. Neden mi? Hiç olmazsa, bir şey olursa karşımda muhatap bulabiliyorum, geri iade edebiliyorum.

Zaman, bana göre artık esnafın aleyhine işliyor. Eski anlayışla bu iş yürümez.
Kimin aklına gelirdi dünyanın bir ucundaki Özdilek'e halk akın akın gidecek?
Üstelik minibüs parasını da cebinden ödeyecek.
Bunu bir düşünmek lazım, kimseye kızmadan, gücenmeden.

01 Şubat 2008

Hasan Basri

Haftanın Fotoğrafı

31 Ekim 2007

Afyon'da değişen nedir?

7-8 yıldır Afyon'dayım. Zaman zaman, ilimizde pek bir şeyin değişmediğini, bazen de değiştiği gibi tuhaf hislere kapıldığım olur. Ama, hep söylerim, Afyon'un meselesi şehirleşme ve şehirlileşme'dir.
Dün, Hürriyet Gazetesi'nin ünlü yazarlarından Mehmet Y. Yılmaz da alt başlık halinde ilimizi yazmış. Ben de epey zamandır ilimizden ünlülerin tebdil-i kıyafet geçip gittiklerini zannederdim. Meğer öyle değilmiş! İlimizi gezip, gören ve yazanlar da varmış.
Mehmet Y. Yılmaz'ın yazısı burada, okumak isteyenler için.

09 Ekim 2007

Şehitlerimizi Unutmayacağız!

Şehitlerimizi Unutmayacağız!

Fotoğraf Kaynağı: Hürriyet internet sitesi

15 Eylül 2007

Patates çuvalı meselesi

Sandıklı ilçemiz kaplıcası ve leblebisiyle meşhurdu düne kadar. Buna son yıllarda patates de eklendi. Sandıklı patatesini artık yurtdışına bile ihraç eder oldu. Ama geçenlerde Sandıklı'da CHP'li bir milletvekilinin bir kamyondan yol ortasına düşen patates çuvalına çarpmasıyla adını iyiden iyiye yurt sathında da duyurmayı başardı. Burada sayın milletvekilinin konuyla ilgili yazısı, şurada da yerel gündeme yansıyan gazete küpürünün ekran görüntüsü var.

Afyon'da yalnız bir politikacı: Deniz Baykal

Bugün Ramazan'a has nimetlerden yararlanmak şehir merkezinde dolaşıyorduk. Birden kalabalık içerisinden Deniz Baykal karşımıza çıkmasın mı? Şaşırdık. Epey zamandır televizyonlardan haber de izlemiyoruz. Oruç kafamıza vurdu anlaşılan derken, gerçekten şehir merkezinde yalnız dolaşan bu liderin Deniz Baykal olduğunu anladık... Tanıyanlar elini sıkıyor, boynuna sarılıyor.. Ramazan 'ın birkaç gününü muhafazakar bir ilde mi geçirmek istemişti, yoksa geçerken şöyle bir uğrayıp alışveriş mi yapmak istemişti?..
Bugüne dair notumuz bu kadar.

21 Ağustos 2007

Ezan Çiçeği

Bugün Kocatepe Gazetesi'nde okudum ben de. Afyon'a has bir çiçekmiş Ezan Çiçeği. İki yıl önce buradan Manisa'nın Selendi ilçesine götüren bir gencin emekli öğretmen babası yetiştirmeye başlamış. Peki bu çiçeğin özellikleri ne? Akşam ezanı okuduktan 5 dakika sonra tomurcuk haline geliyormuş. Akşam Ezanı ile Yatsı Ezanı arasında sarı renkte, sabah gün ışığı ile ise, kırmızı renge bürünüyormuş.
Ne kadar ilginç değil mi?

Google
 

İletişim

İsminiz :
Mail :
Konu :
Mesajınız :
Image (case-sensitive):